Asker Ateşe Atılır mı?-6

Toplumsal barışın doğuş yerinin Amara olacağını belirterek Öcalan'ın özgürlüğünü talep eden tutuklu yakınları, üzerinde 'Toplumsal Barış İçin Amara'ya' yazılı pankartların bulunduğu otobüslerle birçok yerde önceki akşamdan itibaren kitlesel törenler eşliğinde yola çıktılar. Amed, Batman, Mardin Merkez ile Kızıltepe ve Nusaybin İlçeleri, Adana, Mersin, İzmir, Antep, Van, İstanbul ve Ankara'dan yola çıkan binlerce kişi, dün öğle saatlerinde Urfa'nın Birecik İlçesi'nde bulunan Fırat Nehri Kenarı'nda toplandı. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu kalabalık grup, sarı-kırmızı-yeşil flamalar ve yerel giysilerle nehir kenarında renkli görüntüler oluşturdu. Öcalan posterleri taşıyan grup, sık sık "Selam selam İmralı'ya bin selam", "Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız", "Gençlik Apo'nun fedaisidir" şeklinde slogan attı. Daha sonra Halfeti İlçesi'ne bağlı Amara Köyü'ne hareket eden binlerce kişi, köy girişinde yoğun önlem alan polislerin engeline takıldı. Birecik'te 15 polis otobüsü ilçe girişine sevk edilirken, Halfeti girişine ise çok sayıda zırhlı araç ve jandarma konumlandırılırken, Amara'ya giriş-çıkışlar da yoğun kontrole tabii kılındı. Kitlenin köye girmesine izin vermeyen polisler, bir süre sonra cop, gaz bombaları ve tazyikli su ile grubu dağıtmaya çalıştı. Polis, kitlenin dağılmaması üzerine havaya ateş açtı. Polisin tavrını protesto eden kitle, zincir oluşturarak oturma eylemine başladı. TUHAD-FED Genel Başkanı Nursel Aydoğan ile 5 kişilik heyet polis amirleri ile görüşmeye çalışırken, gazetemiz basıma girdiği saatlerde oturma eylemi ve polisin engellemesi devam ediyordu.

Aslında olay yeri jandarma bölgesi ama sağ olsun Valimiz Şükrü Kocatepe, sağ olsun emniyet müdürümüz Kutlay Çelik, bizi hiç yalnız bırakmadılar, ateşin içinden çıkardılar bizi. Sonra raporlar verildi, olay unutuldu ama biz unutmadık.

Bir yaş günü hikayesi bu. Biraz acı bir hikâye diğer hikâyeler gibi. Her hikâyenin bir kıssadan hissesi vardır.

Burada kıssa; bu vatan bizim, bu bayrak bizim, bu millet bizim, Türk Milleti. Bu değerler uğruna, her vatan evladı ölmeye hazırdır.

Buradaki hisse; sahip çıkmalıyız vatana, bayrağa, millete. Sahip çıkmalıyız askere, polise, jandarmaya. Onların bir kılına bile zarar gelmemesi için her şeyi yapmalıyız. Bir sorun varsa görmeliyiz. O sorunun üstüne üstüne gidip çözmeliyiz. Vatanını seven sorumluluktan kaçmaz. Olay çıkmasın demek, olayı görmezlikten gelmek, demektir. Olay çıkması gerekiyorsa çıksın. Hesabı sorulur elbet devlete kafa tutanlara.

Sonuç olarak Diyarbakır , Şanlıurfa savunma hattını ateşe atmış ve savunmadaki biz, polisimizin ve de Valimizin desteğiyle ateşin içinden sağ ve de salim çıkmıştık

Düşünceler alıyor beni inanın benden, durduramıyorum. Gözlerim dalıp gidiyor. Gene daldım, uzaklara gittim çok uzaklara, Hakkâri’ye, oradan iyi Şemdinli’ye oradan da ta en güneydoğuya doğru en uçtaki Yeşilova’ya[i].

Derecik’ten yola çıkarsanız Yeşilova’ya doğru orada bir mabet var, on üç şehidin kabri var ama çoğumuz bilmeyiz. Nedense bir anıtları yok, adı KETİNA olan bir anıt.

Bizim bir Başbakanımız var, adı Recep Tayip Erdoğan. Geçenler de demiş ki, durup dururken askerler niye operasyon yapsın ki hainlere ya da katillere ya da teröristlere ya da dağdakilere. Üstüne de demiş ki askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Bizim Başbakan Ketina’yı bilmez. Çoğu kimse bilmez Ketina’yı.Ketina bir boğazdır Derecik beldesini Yeşilova köyüne bağlayan. Askeri açıdan kritik yani hassas bir yerdir Ketina. Bu boğazı tutmazsanız ya da kontrolünüz altında olmaz ise oradan geçmeniz size çok pahalıya mal olabilir, şehit verebilirsiniz. 1992 yılının Ekim ayı. Bu Ekim ayında biri asteğmen olmak üzere on üç vatan evladı vatan hizmeti için Ketina’ya çıkar. Görevleri bu kritik boğazı korumaktır. Rüzgâr sert eser oralarda, hava da olduğundan soğuktur, üşürsünüz. Size dayanma gücü veren yüreğinizdeki sevgidir vatana olan, bayrağa olan, anaya olan ve yare olan. Zaman da orada olduğundan uzundur geceler hiç bitmez. Bu bir gece değil ki çok gece çok. Bu bitmeyen geceler insanı hayallere sürükler, hayal edersiniz sevdiklerinizi ve bazen bu hayaller içinde dalar gidersiniz, gözünüz görmez olur.

İşte 1992 yılının Ekim ayının bir gecesinde bu on üç vatan evladı hayalleriyle baş başa gecenin bitmesini beklemektedir, bitmek bilmeyen gecenin. Anasının yârinin hayaliyle bakan gözler ne görebilir ki? Nerden bilebilir ki hainlerin kayalıkları sessizce tırmandıklarını? Ama hainler yüreklerindeki acımasızlığın, kahpeliğin gücüyle tırmanır da tırmanır. Sevgi dolu gözler nasıl görsün!

Gün ışırken on üç vatan evladı, kanlarıyla Ketina’yı sular, ruhları Allah katına çıkar, on üçü birden el ele, koyun koyuna, omuz omuza. Hainler hain roketlerle, hain kurşunlarla, hain bıçaklarla bu on üç canı alır, şehide kurşun atarak, şehide bıçak çekerek. Bu tarihimize geçen 92 Derecik çatışmasıdır.

İleri